Akran Zorbalığı ve Sınırlar:
Çocuğun Kendini ve Başkasını Korumayı Öğrenmesi
Uzm. Anı Binici | Çocuk Gelişimi Uzmanı & Aile Danışmanı
Bir çocuk “hayır” demeyi öğrenebiliyorsa, aslında sadece kendini değil; ilişkilerinde sağlıklı sınırları da korumayı öğrenmiştir.
Akran zorbalığı konusunu sınırlar çerçevesinde ele almak, çocukların hem kendilerini hem de çevrelerini koruma becerilerini geliştirmek açısından büyük önem taşır.
Çünkü zorbalık yalnızca fiziksel bir eylem değildir; duygusal ve sosyal sınırların ihlaliyle başlar.
Akran Zorbalığı Nedir?
Akran zorbalığı, bir çocuğun başka bir çocuğa yönelik olarak güç dengesizliği içeren, tekrarlayan ve zarar verici davranışlarda bulunmasıdır.
Bu; fiziksel saldırı, alay, dışlama, tehdit, siber zorbalık veya duygusal manipülasyon biçiminde olabilir.
Zorbalığı “çatışma”dan ayıran en önemli fark güç dengesidir.
Bir çatışmada iki taraf da benzer güçtedir; ancak zorbalıkta biri “güçlü” konumundadır, diğeri ise savunmasız kalır.
Bu tür davranışların uzun vadede çocuklarda özgüven kaybı, kaygı, yalnızlık hissi gibi duygusal etkiler bırakabileceğini biliyoruz.
Bu yüzden zorbalığı önlemenin ilk adımı, çocuklara erken yaşta sınır farkındalığı kazandırmaktır.
Sınırlar: Çocuğun Görünmez Güvenlik Alanı
Sınırlar, bir çocuğun “benim alanım nerede başlar, nerede biter”i öğrenmesidir.
Bir çocuk; biri ona istemediği bir şekilde dokunduğunda, sözle incittiğinde veya özel alanına girdiğinde rahatsızlığını ifade edebiliyorsa, kendi sınırını fark etmiş demektir.
Sınır farkındalığı;
- Kendini koruma,
- Başkalarının alanına saygı gösterme,
- Duygusal güvenlik sağlama becerilerini güçlendirir.
Sınır öğretimi sadece “yapma” veya “izin verme” diliyle olmaz.
Çocuğa “bunu yaptığında kendine ve karşındakine ne hissediyorsun?” sorusunu sordurmak, farkındalığı kalıcı hale getirir.
Bu farkındalık, empati becerisinin de temelidir.
Çocuğa Kendini Korumayı Öğretmek
Çocuğun kendini koruma becerisi, duygularını fark etmesi ve yardım istemeyi öğrenmesi ile başlar.
Birçok çocuk zorbalık karşısında “sessiz kalmayı” seçer; çünkü ne yapacağını, kimi arayacağını veya ne söylemesi gerektiğini bilemez.
Oysa biz yetişkinler olarak onlara şunları öğretebiliriz:
- “Hayır, bu bana iyi hissettirmiyor.”
- “Dur, bunu istemiyorum.”
- “Bir yetişkinden yardım isteyebilirim.”
Bu üç cümle, bir çocuğun içsel güvenini inşa eder.
Çocuk kendini koruyabildiğinde, aynı zamanda bir başkasına zarar vermemeyi de öğrenir.
Çünkü sınır sadece korumak değil, ilişkileri düzenlemektir.
Zorbalığa Tanık Olan Çocuk
Zorbalık ortamında yalnızca “zorba” ve “mağdur” değil, bir de seyirci vardır.
Çoğu çocuk tanık olduğu durumda ne yapacağını bilemediği için sessiz kalır.
Oysa tanıklık, zorbalığın sürmesinde önemli bir etkendir.
Çocuklara “seyirci değil destekçi” olmayı öğretmek gerekir.
Bu, şu kadar basit bir farkla başlayabilir:
“Bu doğru değil.”
“Bunu öğretmenle konuşabiliriz.”
“Arkadaşımın yanında olabilirim.”
Bu küçük adımlar, büyük fark yaratır.
Yetişkinlerin Rolü: Sınırları Yaşatmak
Çocuğa sınır öğretmenin en etkili yolu, model olmaktır.
Bir yetişkin kendi sınırlarını koruyabiliyor, çocuğun duygularına ve kararlarına saygı gösterebiliyorsa; o çocuk da doğal olarak sınır farkındalığı geliştirir.
Unutmamak gerekir ki, zorbalık yapan çocuk da çoğu zaman kendi sınırları hiç tanınmamış, duygularına yer verilmemiş bir çocuktur.
Bu nedenle hem zorbalığa uğrayan hem de zorbalık yapan çocuğun rehberliğe, şefkate ve yönlendirmeye ihtiyacı vardır.
Okul, aile ve uzman iş birliği olmadan bu süreçte kalıcı değişim sağlamak mümkün değildir.
Kendini ve Başkasını Korumayı Öğrenen Bir Kuşak
Bir çocuk “hayır” diyebildiğinde, bir başkasına da “dur, bu doğru değil” diyebilme cesareti kazanır.
Sınırlarını bilen, kendine ve başkalarına saygı duyan çocuklar; toplumda empati ve adalet duygusunu güçlendirirler.
Akran zorbalığıyla mücadele, yalnızca bir davranışı durdurmak değil;
çocuğun içsel gücünü, sesini ve benlik sınırını güçlendirmektir.
Ve bu farkındalık, bir çocuğun hayatı boyunca taşıyacağı en güçlü kalkan olur.
Uzm. Anı Binici
Çocuk Gelişimi Uzmanı & Aile Danışmanı

